Büyükşehirlerde Kırsal Yerleşim Alanları ve Kırsal Mahallelerin Arsa ve Arazi Piyasasına Muhtemel Etkileri

 

Taşranın tarım ve hayvancılığa müsait olmayan bölgelerinden, kurulan Cumhuriyet sonrası kıt imkanlarla hayatını idame ettirebilmek için çoğu zaman yeterli gıda maddesine erişim imkanı bulunmayan önemli bir kesim çalışmak için Cumhuriyet tarihinden bu yana büyükşehirlere göç etmiştir. 1900'lü yılların ortalarından bu yana hızla artan göç, büyükşehirlerde ikamet kültürünün dikey mimariye doğru geçiş yapmasıyla altyapı, trafik gibi büyük şehir sorunlarını doğurmuş, akabinde 2000'li yıllara kadar yapı denetim sisteminin olmayışı ise deprem ve diğer risklere karşı şehirleri ve insan hayatını savunmasız kılmıştır ve nitekim 17 Ağustos 1999 tarihinde bu hatanın bedeli ağır bir şekilde ödenmiştir. Bu konuyu ayrı bir başlıkla daha detaylı açıklayacağım. 1965 yılında iş için İstanbul'a gelen rahmetli dedem, babamın anlattığına göre 4 yılın sonunda kendi köyüne ancak bir çuvaldız gönderebilmiş yani tamamen boğaz tokluğuna çalışmış. O yıllarda yaşam şartları her ne kadar zorduysa şimdide hayattan beklentiler ve memnuniyetsizlik hat safhada. Büyükşehirlerde yaşama isteği, iş imkanlarının artması ve diğer sosyal sebeplerle son yıllarda rekor kırmıştır. Kırsal yerleşim alanları ve kırsal mahalle ilan edilen bölgelerin gelişimi ile birlikte önümüzdeki yıllarda nasıl bir etki oluşacağını analiz etmeden önce, kırsal alanların atıl durumda olan hazine meralarının veya kullanılabilir durumda tarıma müsait alanların son yıllara dek neden değerlendirilmediğini eleştirmek gerekir. Son bir kaç yılda ise alınan tedbirler tarım ve gıdanın geleceği açısından kritik durumda. İlk olarak 1985 yılında yürürlüğe giren plansız alanlar yönetmeliği zaman zaman değişim göstererek ve ülkenin farklı şehirlerinde olan köylerin, şehir statülerinin büyük şehir olarak değişmesiyle birlikte köyler mahalle statüsüne geçmiş ve yerel belediyelerin meclis çalışmaları ile kırsal yerleşim alanı olarak ilan edilmeye başlanmıştır. Çalışmalar 30 büyükşehirin ilçelerinde ve mahallelerinde devam etmektedir. Plansız alanlar imar yönetmeliğinin son düzenlenmiş haline göre yapı ruhsatı ve yapı denetimi olmaksızın, inşaat plan ve projesi ile birlikte ilgili noktalara yapılan müracaatlar sonucu yapılan başvurular sonucunda yapılacak olan konutların köy mücavir alanında bulunup son imar son parsellere veya köz mezralarına en uzak 300 metre mesafede bulunma şartı, tabanda en fazla 75m2, 1. katta en fazla 75m2 olması şartı, Max h:7.00 olması ve aynı parselde en fazla 3 yapının yapılması gibi şartlar bulunmaktadır. Kırsal yerleşim alanlarında geçerli olacak "Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği"nde gösterilen bu kolaylıklar ve teşviklerde ki temel gâye kırsal bölgelerde tarım ve tarıma dayalı istihdamı artırıp büyükşehirlerin nüfus yoğunluğunu azaltmaktır. Diğer yandan kırsal alanlara yapılan büyük enerji ve altyapı yatırımlarının atıl kalmaması, kırsalda ki tarım ve organik tarım istihdamını artırmak diğer avantajlardır. Kırsal mahallelerde bağ evi olarak nitelendirilen bu konutların kısa, orta ve uzun vadede arsa ve arazi piyasasında oluşturacağı beklenti ise yine fiyatlarda artış eğilimidir. Ancak bu artışın ne zaman ve ne kadar olacağını bekleyip hep birlikte göreceğiz. Türkiye'nin herhangi bir bölgesinde yapılaşma ve nüfus yoğunluğu artmaya başladığında o bölgede beklentide artmıştır. Lâkin imar barışı hususunda olduğu gibi bu konuda ilgili makamların yeterli ve düzensiz açıklama yapmaması veya herhangi bir bilgi asimetrisi muhtemel olarak kafa karışıklığına ve kaçak yapılaşmanın artmasına da vesile olabilir, bu yüzden bu konuda da dikkati elden bırakmamanın gerekli olduğunu düşünüyorum.